Hristiyanlıkta Bayramlar
Biliyorsunuz her yıl Noel (yani Doğuş Bayramı diye çevirebiliriz) ve Paskalya (yani Diriliş Bayramı ) zamanlarında Rab İsa Mesih’in bu dünyamıza insan bedeni alıp geldiği ve ölümden dirildiği günleri anma yortusu olarak kutluyoruz.
Bu kutlamaların O’na yaşamını teslim etmiş insanlar için çok derin ve özel bir anlamı vardır. Tabi ki İsa İnanlılarınında yani hristiyanlarında toplu olarak, ailecek kutlayabilecek, birbirlerini hatırlayıp ziyaret edebilecekleri bayramları vardır. İki büyük bayramımız var. Ama tabi bu bayramların kendisini öne çıkarmadan kutluyoruz. Çünkü bir Mesih inanlısının bütün bir günü Rab’de sevinç ve esenlik içinde yaşanır.
Fakat bu bayramlarda ise sevgili Tanrımızın bizler için yapmış olduklarını unutmamak ve bunları hem kendimize hem de diğerlerine hatırlatmamız O’nun emirlerinden biridir. Tanrımızın biz günahkar insanlar için Kendisinin gerçekleştirmiş olduğu bu kurtuluş planını anımsatır.
Eski Ahitte Yeşu 4:6-7,24’te şöyle yazıyor;
“Aranızda bir alamet olsun ve yarın oğullarınız: Bu taşlarla ne demek istiyorsunuz diye sordukları zaman, onlara diyeceksiniz: Çünkü Erden suları Rabbin Ahit Sandığı önünde kesildiler. Erdenden geçtiği zaman Erden suları kesildiler ve bu taşlar İsrail oğullarına ebediyen anılma için olacaklardır”
….”ta ki, dünyanın bütün kavimleri Rabbin eli kudretli olduğunu bilsinler, ta ki bütün günler Allahınız Rab’den korkasınız”.
İsrail halkının Erdenden geçerken nasıl Rab’bin kendilerine yardım ettiğini nesilden nesile aktardıkları gibi bizde bu günleri nesilden nesile aktarıyoruz. Doğuş Bayramı, Rabbimizin bizleri kurtarmak için Kendi Sözünü bir bedende dünyaya göndermesidir.
Diriliş Bayramı ise Rabbimizin en büyük vaadini yine bizlerin kurtuluşlarını gerçekleştirmek için yerine getirmesidir. Kendi Sözünü haça göndermesi ve bizim günahlarımızın bağışı için öldürülmesine müsaade etmesi ve yine vaat ettiği gibi üçüncü gün dirilmesidir.
İşte bu iki özel bayram hristiyanların; yeni yaşama doğuşu, eski benliğe ölüşü ve sonsuz yaşama dirilişidir. Bu harika bir olaydır. Dünyada bundan daha büyük bir olay olamaz herhalde, çünkü bu olay insanı direkt olarak ilgilendiriyor değil mi? Her şeyde olduğu gibi bu bayramlarda da esas amacı yitirmemektir… Tanrı’nın insana buyurduğu esaslar doğrultusunda, alışkanlıktan ve geleneksellik kavramından uzak nice bayramlara diyelim….
Bayram konusuna girmişken devam etmek isterim. Genelde dünyanın birçok inanlı topluluklarında 24 Aralığı 25’e bağlayan akşamı Rab İsa Mesih’in doğuşu kutlanır. Bu Mesihimizin esas doğuşu olmamakla birlikte artık inanlı topluluklarınca adeta hemfikir olunmuş ve birlikte Rabbimiz İsa Mesih’in doğumunu andığımız bir tarihtir.
Bazı Kiliseler bunu 6 Ocağa kadar getirirler ama dediğimiz gibi bu zaten tam kesin bir tarih olmamakla birlikte, esas anlamı Tanrısal sözün dünyaya gelişini anımsamak ve hamdla karşılık verme olayıdır. Bu aslında İsa Mesih’in bizim yaşamımıza doğması ile de büyük alakası olan bir dönemdir.
Bir inanlı olarak, bu süre boyunca en güzeli Rabbimizin bizim yaşantımıza gelişi ile neler kazandığımız düşünmek ve bu muhteşem kurtarışa sürekli hamd etmek olmalıdır. Biz hiç bir şey değilken; Tanrı Sözünün dünyaya gelişi ile bütün günahkarlığımıza karşın, Tanrı gözündeki değerimizi daha yakından anlamış olduk.
Ama dünyaya baktığımızda artık Doğuş Bayramı ya da diğer adıyla Noel bütünüyle Tanrısal olmayan kültürlerin etkisi altında kalmıştır. Birbirlerine hediye verdikleri, evlerini ağaçlarla süsledikleri, tüketimin artığı bir dönemden başka bir şey değildir. Tabi her kültür kendinden, bazı uygun şeyleri eklemek kaydıyla… Mesela Çam ağacının Mesih’in doğuşu ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmadığı gibi… Dediğimiz gibi, esas olan Rab’bin istediği anma, övgü ve tapınış olayıdır. Bizlerde yani Türkiye’deki hristiyanlar olarak bu anma bayramlarını yine kültürümüzün içinde yer alan bir takım geleneksel yaklaşımlarla bütünleştirerek kutlarız.
Fakat yine de geleneklerin esas anlamı ortadan kaldırmasına müsaade etmeksizin…
Bu görkemli anma günlerinde (mümkünse) diğer inanlılarla birlikte Rabbimizi yüceltmek için toplanırız. Hem O’nun dünyaya gelişinin bizim için ne demek olduğunu hatırlar hem de bizim yaşamlarımıza olan doğumu ile neler kazandığımıza tanıklık ederiz. Ayrıca İsa öğretisinin ahlak anlayışı toplumumuzun düşündüğünden çok çok üstündür. 1.Selanikliler 5:1516, 14; “Birbiriniz ve tüm insanlar için her zaman iyiliği amaçlayın. Her zaman sevinin.”
“….yüreksizleri cesaretlendirin, güçsüzlere destek olun”.
Bu ve benzeri ayetlerden de destek alarak Rab’bin tanıklığı için bu günleri gerçekten birbirimizi teşvik, cesaretlendirme günleri olarak değerlendirebiliriz. Ama en güzeli herhalde en güzeli bütün bu ziyaretlerimizde, kilise toplantılarımızda hep Tanrı Oğlu’nun dünyaya gelişini anmak, düşünmek ve yüreğimizi kelama daha çok ısındırmaktır….
Şimdilik satırlarımıza burada son verirken her konuda Rab’bin Ruh’uyla aydınlanmanızı dileriz. Sorularınız varsa veya aydınlanmak istediğiniz konular varsa lütfen hiç çekinmeden bize yazınız. Elimizden geldiği kadar sizi aydınlatmaya çalışırız…