Mezhepler
İncil veya İsa Mesih’e ilgi duyan birçok kişi, çok geçmeden merak ettikleri belirli bir konuyu sık sık sorarlar:
‘’Ya mezhepler..?’’
İlk yüzyıllarda Mesih imanlıları arasında ‘’mezhep’’ gibi bir durum pek yoktu. Belki belli başlı ruhsal liderler etrafında öğrenci veya cemaatler toplanmış ise de, bunun doğrultusunda sistematik bir örgütlenme yoktu. Oysa İ.S. 312 yıllında Bizans imparator Konstantin Hıristiyanlığı kabul ederek bunun ‘’resmi din’’ haline getirdi. Bu olay, Mesih inancına siyasi bir boyut vermekle bazı büyük zararlara yol açtı ve ‘’mezheplerin oluşmasını kolaylaştırdı.
Tarihi gelişmeler sonucu Roma İmparatorluğu ikiye bölündü (İ.S. 395 yılında). Batı imparatorluğunun başkenti Roma Katolik kilisesinin merkezi ve papalık büyük ruhani ve siyası yetkiler topladı. Doğu Roma İmparatorluğunun başkenti İstanbul da önemli bir din merkez idi. ‘’Ortodoks mezhebi doğuda gelişti ve halen Rusya, Yunanistan gibi doğu Avrupa ülkelerinde birçok kişi bu kiliseye mensuptur.
Protestanlık ise 16. Yüzyılda başladı. Kelimenin kökeninde ‘’protesto’’ anlamı bulunan bu hareket, Martin Luther (Lüten) adlı Alman rahibinin ruhsal arayışı ile lanse edildi. Luther, İncil’i kendi başında okumaya koyulunca, Katolik kilisesinin ne hale geldiğini anlayıp dehşete düştü. Kilisenin soyguncu bir örgüte dönüşmesine karşı çıkarak Luther, tüm halkı İncil’in esas öğretilerine dönmeye çağırarak Katolik kilisesinden ayrıldı. Önerdiği yenilikler arasında, herkesin İncil’i kendi dilinde okuyup papaz araya girmeden direk Tanrı ile iletişim kurmasını istemesi çok geniş yankılar uyandırdı.
Luther için ‘’yenilikçi’’ demek biraz yanıltıcı olabilir çünkü onun amaçladığı, İncil’deki ilk Mesih imanlılarının inanç ve uygulamalarını keşfedip canlandırmaktı. Papalık makamı, papazlığın Tanrı ve insan arasında temsilcilik yapıp ‘’günah çıkartma’’sı, Meryem ve diğer azizlere tapınılması gibi olaylar, İncil’e aykırı oldukları gerekçesiyle Protestanlarca benimsenmedi.
Bu tarihi konular hakkında daha ayrıntılı bilgi isteyenlerin ‘’O’nun izinde (Hıristiyanlık ve Laiklik Tarihi)’’ adlı esere başvurmaları tavsiye olunur.
Peki, bütün bunlar hakkında kaynak olan İncil’in söyledikleri nedir? İncil, ‘’Katolik ol!’’, ‘’Ortodoks ol!’’ veya ‘’Protestan ol!’’ hiçbir yerinde demez. İsa, ‘’Yeniden doğmalısınız ‘’ (Yuhanna 3:7). ‘’Tövbe edin, Müjde’ye inanın’’ (Markos 1:15) gibi bildirilerle insanları kendisine çağırdı. O’nun için önemli olan kişinin etiketi günahlara pişmanlık duyup duymamasıydı.
İlk inanlar arasında mezheplere yol açabilmek bölünmelere üzülen elçi Pavlus, ‘’Mesih bölündü mü? Sizin için çarmıha gerilen Pavlus muydu? Pavlus’un adıyla mı vaftiz edildiniz?’’ (1 Korintliler 1:13) diye onları İsa Mesih’e yöneltti. Evet, tüm bu mezheplerin Tanrı Sözü olarak kabul ettikleri İncil ve dünyanın Kurtarıcısı olarak benimsedikleri İsa Mesih, en ciddi incelemelerinizi layıktır. Tanrı’nın İsa Mesih aracılığıyla sağladığı af bize hayatta sıfırdan bir başlangıca olanak verir. Bunun dışında olan her şey, ikinci plana düşer, yine Pavlus’un dediği gibi, ‘’Sünnetli olup olmamanın önemi yoktur, önemli olan yeni yaradılıştır.’’
(Galatyalılar 6:15)